yazarmeri:

Şimdi insan bilmiyor; sevdiklerini sandıklarıyla yaşayamadıkları sözde mutlulukları ve
karşılıklı değerleri.
Kimse hiç kimse çalmadığına göre ,bu mutluluk nasıl bir şeydi?
Siz yaşamınız boyunca seviyor keza seviliyorsunuz,bu güzel!
Gerçek ise daha güzel olmalı mutlaka…
Ancak onu aramak için önce kendinizi kocaman boş bir arazide görmelisiniz,
zaten zaman zaman kendinizi orada buluyorsunuz…
Bunun adına yetersizlik ve boşluk diyoruz.
Yetinmeyi bilmemek boşluktan ileri gelirken,boşluk ise mutlaka dolan bir ihtiyaç olduğuna kanaat getiririz.
Asıl mesele sevmek ve sevilmekse; çok karşılıklı olmakla birlikteyse,
Neden insan daima başını göğe değil de yere düşmüş bir yaprak gibi cansız ve umutsuz saysın ki?
İhtiyacımız olan şeyin adı asla bir kayıp olmamalı,onun adı kayıp olmamalı.
Zira ihtiyacımız olan şey bizlerin bir birey gibi başkalarınca ihtiyaç hali olmalı,
peki bu nasıl olmalı, siz insansınız ihtiyaç da duyulan ve ihtiyaç da duyansınız.
Öyleyse zaman zaman ikisi de olunuz ,yalnız biri seçtiğimizde ortaya yaşanılır gerçekleri almak 
yerine yok olmak gerçeğinizi takdim edersiniz,bence buna hiç gerek yok.
O halde “sevdiğimizi zannetmiştik!” diye inlemek ya da avunmak gerçeğinizi yok etmek sizin öz çabanıza muhtaçtır.
Yani her şeyden ödünç alır bilinciyle yaşamayı kalbinize tasvip ettiriniz.
Çok basit “Ödünç” alıyorum.
Şu durumda diyebiliriz ki bizler artık yeterince sevip yeterince seviliyorduk.
Çırpınıp kendimizi uçurumlardan atmak yerine ; ödünç alıp bir süre sevdim-sevildim demek ve onu yaşatmak
sizi daha güçlü daha kaygısız daha endişesiz ve daha olumlu kılar.
Ki bu sizi siz etmeye yetecektir ,en anlamlı bir süreye dek ve tekrar boş bir araziye ihtiyaç duyana dek.
İşte o boşluklarınızı da o zaman çok seveceksiniz.
Neden mi?
Çünkü insan “SEVGİSİZ” yapamayacak kadar güçlü bir eylemdir!

Meral Meri/ Deniz Fenerine Yolculuk

yazarmeri:

Şimdi insan bilmiyor; sevdiklerini sandıklarıyla yaşayamadıkları sözde mutlulukları ve

karşılıklı değerleri.

Kimse hiç kimse çalmadığına göre ,bu mutluluk nasıl bir şeydi?

Siz yaşamınız boyunca seviyor keza seviliyorsunuz,bu güzel!

Gerçek ise daha güzel olmalı mutlaka…

Ancak onu aramak için önce kendinizi kocaman boş bir arazide görmelisiniz,

zaten zaman zaman kendinizi orada buluyorsunuz…

Bunun adına yetersizlik ve boşluk diyoruz.

Yetinmeyi bilmemek boşluktan ileri gelirken,boşluk ise mutlaka dolan bir ihtiyaç olduğuna kanaat getiririz.

Asıl mesele sevmek ve sevilmekse; çok karşılıklı olmakla birlikteyse,

Neden insan daima başını göğe değil de yere düşmüş bir yaprak gibi cansız ve umutsuz saysın ki?

İhtiyacımız olan şeyin adı asla bir kayıp olmamalı,onun adı kayıp olmamalı.

Zira ihtiyacımız olan şey bizlerin bir birey gibi başkalarınca ihtiyaç hali olmalı,

peki bu nasıl olmalı, siz insansınız ihtiyaç da duyulan ve ihtiyaç da duyansınız.

Öyleyse zaman zaman ikisi de olunuz ,yalnız biri seçtiğimizde ortaya yaşanılır gerçekleri almak 

yerine yok olmak gerçeğinizi takdim edersiniz,bence buna hiç gerek yok.

O halde “sevdiğimizi zannetmiştik!” diye inlemek ya da avunmak gerçeğinizi yok etmek sizin öz çabanıza muhtaçtır.

Yani her şeyden ödünç alır bilinciyle yaşamayı kalbinize tasvip ettiriniz.

Çok basit “Ödünç” alıyorum.

Şu durumda diyebiliriz ki bizler artık yeterince sevip yeterince seviliyorduk.

Çırpınıp kendimizi uçurumlardan atmak yerine ; ödünç alıp bir süre sevdim-sevildim demek ve onu yaşatmak

sizi daha güçlü daha kaygısız daha endişesiz ve daha olumlu kılar.

Ki bu sizi siz etmeye yetecektir ,en anlamlı bir süreye dek ve tekrar boş bir araziye ihtiyaç duyana dek.

İşte o boşluklarınızı da o zaman çok seveceksiniz.

Neden mi?

Çünkü insan “SEVGİSİZ” yapamayacak kadar güçlü bir eylemdir!

Meral Meri/ Deniz Fenerine Yolculuk

Yeniden bloglanılan yer yazarmeri